International Hospital Basın Bülteni

Anoreksiya Nervosa’da geç kalmayın

KURUMSALHABERLER , 20.11.2006 -- - Vücut ağırlığının çok düşük olmasına rağmen (yaşa ve boya göre en az % 15’in altında) kilo alma ve şişmanlama korkusu.
- Tartıyla ve diyetle aşırı ilgili olma. Kendini olduğundan daha şişman olarak görme.
- Yemeklerden sonra kendini zorlayarak kusturma, ishal yapıcı ilaçlar kullanma veya aşırı egzersiz yapma.
- Adet düzensizlikleri, bazen adetten kesilme.
- Ergenlikteki ikincil cinsel organ gelişiminde gecikme (Meme vb).

Toplumda yaşanan ve üzücü sonuçları olan vakaların giderek artmasıyla, yaşanan bu belirtileri artık daha da önemsemek ve geç kalmadan uzmanlardan bilgi almak gerekiyor.

Anoreksiya Nervosa ve Bulimia Nervosa belirtileri, tedavi yolları, alınması gereken önlemler ve yapılması gerekenler ile ilgili International Hospital Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Ayas’ın görüşlerini aldık:

Anoreksiya Nervosa'da en önemli bulgu kilo almaktan aşırı kaçınmadır. Genellikle sanılanın aksine iştah kaybı yoktur.

A.N. genellikle ergenlik döneminde başlar ve çoğunlukla kızlarda görülür. En çok zirve yaptığı yaşlar 14 ve 18'dir. Tüm nüfusun yaklaşık yüz binde 1-8'inde görülmesine rağmen, üst sosyoekonomik düzeydeki genç kızlarda oran % 1'e yükselmektedir. Ne yazık ki her geçen gün görülme sıklığı artmaktadır. Türkiye’de kesin bir istatistik henüz yoktur. Fakat bu alanda önemli araştırmalar halen devam etmektedir.

Dr. Ali Ayas A.N. olan gençlerin ortak özelliklerine bakıldığında; bu gençlerin genelde takıntılı, mükemmeliyetçi, titiz, dürüst, çalışkan, popüler ve başarılı olduğunu belirtiyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:

Hastalığın nedenleri arasında genetik, psikolojik ve toplumsal nedenler olduğu düşünülmektedir. Alım gücünün yüksek ve zayıf olmanın popüler (moda) olduğu toplumlarda sık olmakla birlikte daha yoksul kesimlerde de sıklığı artmaktadır. Eskiden "manken hastalığı" olarak adlandırılırken artık neredeyse tüm toplum katmanlarında görülebilmektedir. Ailelerinde ya da arkadaşları arasında diyet yapan birisinin olması bazen hastalığı tetiklemektedir. Genç kızdaki kalorili besinleri kısıtlama şeklinde masum bir diyet gibi başlayan hastalık gittikçe ciddileşen sürekli bir besin kısıtlaması haline dönüşür. Kilo kaybı oldukça bu kısıtlama artar. Amaç daha da zayıf görünmektir. Çünkü bu kızlar etraflarındakilerin tüm telkinine ve aynada gördüklerinin aksine hala bedenlerini şişman olarak algılamaktadırlar. Bu konuda ikna edilemezler. Zamanla besin kısıtlamasına, aşırı egzersiz bazen de ishal yapıcı ilaçlar kullanma ve kendi kendine kusturma gibi belirtiler eklenir. Ailenin ısrarları sürdükçe onlarla aynı sofraya oturmaktan kaçmaya başlarlar. Ailelerine özellikle annelerine karşı düşmanca davranırlar. İçe kapanır ve sosyal çevrelerini kısıtlarlar. Çoğunlukla depresyona girerler. Bir süre sonra fiziksel ve zihinsel açlık belirtileri başlar ama hastalar bu açlığı inkar ederler. Genelde "kadınlık rolünü" redderler. Böylece büyümeyi ve cinsel olgunluğa ermeyi de reddetmiş olurlar. Pek çoğunun erkek arkadaşı yoktur. Cinsel ilişkiye girmekten kaçınırlar.

"Eğer hastalık tedavi edilmezse kansızlık, vücut sıvı ve elektrolit dengesizlikleri, saç dökülmesi, kemik erimesi, bağırsak tıkanması, kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği ve sonuçta ölüm görülebilir. Unutmayalım ki A.N. psikiyatrinin tek ölümcül hastalığıdır. Bu hastalığa tutulan her 100 hastadan 5’i ne yazık ki kaybedilmektedir."

International Hospital Psikiyatri uzmanı Dr. Ali Ayas diğer bir yeme bozukluğu olan Bulimya Nevroza ile sözlerine devam ediyor:

Bulimya Nevroza A.N. gibi özellikle genç kızlarda görülen bir yeme bozukluğudur. A.N.'lı hastaların bir kısmında B.N. belirtileri de bulunmaktadır. B.N. genellikle iki saatten daha kısa süreli önüne geçilemeyen aşırı yeme dürtüsü ve bunun sonucunda tıkınırcasına yeme nöbetleri ile karakterize bir hastalıktır. Bu yeme nöbetini vicdan azabı ile birlikte pişmanlık ve kusma, ishal yapıcı ilaçlar kullanma veya aşırı diyet yapma izler. Bu ataklar haftada en az iki kez tekrar eder. Bu hastalar da A.N. hastaları gibi beden görünümleriyle aşırı ilgilidirler ancak onlardan farklı olarak beden görünümlerini yanlış algılamamaktadırlar. Tedavi konusunda daha kolay ikna edilebilirler. Tedaviye ve hekimlerine karşı daha uyumludurlar. Bu yüzden B.N.'da tedavi şansı daha yüksek, ölüm oranları daha düşüktür. B.N. hastaları genellikle tıkınma ve kusma nöbetlerini çevrelerinden saklamaya çalışırlar. Kusmaya bağlı diş çürükleri, yemek borusu yaralanmaları ve ülserler, kan biyokimyasındaki tehlikeli bozukluklar, işaret parmaklarının tırnağında şekil değişiklikleri sık görülür. B.N.'da uzun süreli tedavide başarı şansı % 75’tir.

Tedavisi nasıldır?

Kişilerin özellikle A.N. hastalarının kendi kendine tedavisi mümkün değildir. Çünkü kişi kendi bedenini bizim dışardan gördüğümüz şekilde algılamamaktadır. Dolayısıyla ortada ona göre tedavi edilecek bir durum yoktur. Öncelikle hastalığı konusunda onu ikna etmek gerekir. Burada en önemli rol aileye düşmektedir. Çünkü erken tanı, tedaviyi olumlu etkilemekte belki de olası bir ölümden genci korumaktadır. Aile özellikle aşırı diyet yapan, belirgin kilo kaybı olan, bedeninin görünümü ve kilosuyla ilgili uğraşlara aşırı zaman ayıran çocuğunu dikkatle izlemeli bu hastalıklardan şüpheleniyorsa mutlaka bir psikiyatristten destek almalıdır. Yemek yeme konusundaki ısrarcılık genellikle geri tepecektir. Tedavide hem fiziksel sorunlarla hem de ruhsal sorunlarla uğraşılır. Gerekirse (kilonun normalin % 80 altında olduğu durumlar gibi) hastaneye yatırılır. Burada psikiyatrist, diyetisyen, iç hastalıkları uzmanı ve kadın doğum uzmanından oluşan bir ekiple hasta tedavi edilir. Diyeti düzenlenir, depresyonu tedavi edilir, beslenme alışkanlıkları davranışçı terapi yöntemleriyle normalleştirilir. Psikoterapi sürecinde altta yatan psikolojik sorunlar adım adım çözülmeye çalışılır. 18 yaş altındakilerde aile terapisi daha uygun bir seçenektir. Tedavi reddi karşısında bıkkınlık bazen de kızgınlık yaşayan aileye başa çıkma yöntemleri öğretilir. Ailenin ısrarcı olmadan destek olup anlamaya ve sabretmeye dönük davranışları desteklenir. Gencin yanında kilo alma gibi konuları konuşmamaları öğütlenir. Çünkü bu hastalar yemeyle ilgili ısrarları bir saldırı gibi algılamaktadırlar.

Unutmamalıyız ki A.N. ve B.N. oldukça uzun süren, inatçı ve zor tedavi edilen hastalıklardır. Tedavideki gerilemeler, tedavi reddi veya tekrar tedavi olma isteği, bu hastalıkların normal seyrinin parçalarıdır. Umutsuzluğa kapılmadan tedavi ekibiyle beraber davranarak hastalığın iyileşmesi için çaba göstermek en akıllıca yol olacaktır.

###




Diğer basın bültenleri

Prostat Kanseri Artık Korkutucu Değil!
Yaşlanmaya Bağlı Hastalıklara Karşı Yeni Bir Silah: K Vitamini
Neden Kazanamadılar? Nasıl Kazabilirler?
Kalbinizin Sesini Dinleyin!
Down Sendromu Sadece 35 Yaş ve Üstü Gebeliklerde Görülmez
Hakkımızda | Blog | SSS | E-Bülten Üyeliği | RSS | Sitene ekle | PR Ajans Rehberi | Gizlilik ve Kullanım Koşulları | İletişim | English

Copyright 2005-2011 Netpo Interaktif İletişim Teknolojileri Ltd.Şti.