International Hospital Basın Bülteni
Türkiye’de her 3 kişiden biri tiroid hastası. Dünya Sağlık Örgütü, toplumun yüzde 10’undan fazlasında tiroid hastalıkları görülüyorsa o bölgeyi endemik (sınırlı bir alan yada bölgede belirli bir hastalığın sık görülmesi) kabul ediyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 33! Rakamlar gerçekten ciddi. Ancak tiroid vakalarının sadece yüzde 4’ü ameliyat gerektiriyor. Ameliyat gerektiren vakaların seçimini doğru yapmak büyük önem taşıyor. International Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Tezelman öncelikle tiroid hastalıkları konusunda genel bir bilgi vererek şunları söylüyor: "Vücutta yaşamsal bir işlevi üstlenen tiroit bezinin işlevleri genetik, çevresel faktörler, iyot eksikliği, yaşlanma gibi etkenlere bağlı olarak bozulabiliyor. 35 yaşından sonra herkeste nodülleşme görülür. Tiroid, kadınlarda daha sık rastlanır. Kadınlarda bazı reseptörler daha fazla çalıştığından ve doğum gibi etkenler nedeniyle tiroid nodüllerine rastlanma riski daha yüksek. Ancak erkeklerde görülen nodüllerde ise kanser olma ihtimaline daha sık rastlanır." International Hospital Endokrinoloji ve Metobolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ender Arıkan tiroid hastalıklarında organik ve fonksiyonel olmak üzere iki tip hastalıktan söz ederek şöyle diyor: "Tiroid bezinin çok farklı hastalıkları var. Ülkemizde en sık görülen biçimi tiroid bezinin yapısal hastalıklarıdır. Nodüler guatrlı hastaların tiroid tümörleri açısından araştırılması gerekir. Tiroid bezinin fonksiyonel hastalıklarından biri olan hipotiroidide tiroid hormonlarının sentezi ve salgılanması azalmıştır. Halsizlik, yorgunluk, isteksizlik, kabızlık, saç dökülmesi, ciltte kuruluk gibi belirtiler verir. Fazla çalışması halinde hipertiroidi görülür. Çarpıntı, sinirlilik, yerinde duramama, ishal, aşırı agresiflik gibi belirtilere rastlanır.
Tiroid konseyinin amacı
Tiroid hastalığından şüphelenildiğinde öncelikle hastanın hastalık öyküsü alınıyor ve ayrıntılı muayene ediliyor. Kan testinin yanı sıra ultrasonografi, sintigrafi olarak adlandırılan görüntüleme yöntemi, iğne biyopsisi ile örnek alınması başlıca tanı yöntemleri olarak kabul ediliyor. Tanı konulduktan sonra bazı vakalarda tedavi şekli hemen belirleniyor. Ancak bazı vakalarda tedavi noktasında, hekimler tarafından farklı tedavi seçenekleri önerilebiliyor. İşte bu noktada International Hospital’da oluşturulan tiroid konseyi farklı uzmanlık dallarını bir araya getirerek tedavi noktasında daha doğru karar alınmasına olanak tanıyor. Prof. Dr. Serdar Tezelman, genel cerrah, endokrinolog, patalog, radyolog ve nükleer tıp uzmanından oluşan tiroid konseyinde en çok değerlendirilen vakaları şöyle sıralıyor: "Tiroid Nodülleri, paratiroid hastalıkları (Paratiroid bezinin aşırı çalışmasına bağlı olarak kalsiyum yükselmesi), böbrek üstü bezlerinin fonksiyonel tümörlerinin cerrahisi konseyde en çok tartıştığımız konular arasındadır. Bunların dışında Tiroid bezinin bütün patalojileri, hipotrioidi veya hipertiroidi ve yapısal değişiklikler bu konseyin ilgi alanındadır."
Tiroid Konseyinin Hastaya faydaları
Tiroid hastalıkları multi disipliner bir yaklaşım gerektiriyor. Bu konseyde cerrah, endrokrinolog, patalog, nükleer tıp uzmanı, radyolog gibi farklı dallardaki uzmanların bir arada olması hastalığın değişik açılardan ele alınıp, en doğru kararın verilmesine olanak tanıyor. Doç. Dr. Arıkan, tek bir doktorun değerlendirme yapması ile bir kurulun değerlendirmesinin hastanın duyacağı güveni arttırdığını belirterek şöyle diyor: "Tüm dünyada nodüllere yaklaşım konusunda fikir birliği yoktur. Bu konseyin en önemli işlevlerinden biri de budur. Kime biyopsi yapalım kime cerrahi uygulayalım sorusunun yanıtını bu kurul veriyor. Konseyin amacı, fonksiyonel ve/veya yapısal bozukluğu olan uygulanacak tedavinin ne olacağının kararlaştırılmasıdır. Medikal, cerrahi ve radyoaktif iyot tedavi seçenekleri bu konseyde tartışılır ve hastaya en uygun tedavi seçeneği önerilir. Tedavi sonrası takip de konsey tarafından sürdürülüyor. Konseyin tanıda ve tedavide yenilikleri paylaşım ve bu yenilikleri uygulama hedefleri de mevcuttur."
###
Tweet
International Hospital Tiroid Konseyi
KURUMSALHABERLER , 15.01.2007 -- Tiroid hastalıklarının takibi, multi disipliner bir yaklaşım gerektiriyor. Özellikle nodüllerin tedavisinde cerrahi ya da ilaçla tedavi tercihi noktasında tereddütler yaşanabiliyor. International Hospital’da genel cerrah, endokrinolog, patalog, radyolog ve nükleer tıp uzmanından oluşan tiroid konseyinde, tiroid hastalarının tedavisinde farklı uzmanlık dallarının görüşleri doğrultusunda en doğru karar alınıyor.Türkiye’de her 3 kişiden biri tiroid hastası. Dünya Sağlık Örgütü, toplumun yüzde 10’undan fazlasında tiroid hastalıkları görülüyorsa o bölgeyi endemik (sınırlı bir alan yada bölgede belirli bir hastalığın sık görülmesi) kabul ediyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 33! Rakamlar gerçekten ciddi. Ancak tiroid vakalarının sadece yüzde 4’ü ameliyat gerektiriyor. Ameliyat gerektiren vakaların seçimini doğru yapmak büyük önem taşıyor. International Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Tezelman öncelikle tiroid hastalıkları konusunda genel bir bilgi vererek şunları söylüyor: "Vücutta yaşamsal bir işlevi üstlenen tiroit bezinin işlevleri genetik, çevresel faktörler, iyot eksikliği, yaşlanma gibi etkenlere bağlı olarak bozulabiliyor. 35 yaşından sonra herkeste nodülleşme görülür. Tiroid, kadınlarda daha sık rastlanır. Kadınlarda bazı reseptörler daha fazla çalıştığından ve doğum gibi etkenler nedeniyle tiroid nodüllerine rastlanma riski daha yüksek. Ancak erkeklerde görülen nodüllerde ise kanser olma ihtimaline daha sık rastlanır." International Hospital Endokrinoloji ve Metobolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ender Arıkan tiroid hastalıklarında organik ve fonksiyonel olmak üzere iki tip hastalıktan söz ederek şöyle diyor: "Tiroid bezinin çok farklı hastalıkları var. Ülkemizde en sık görülen biçimi tiroid bezinin yapısal hastalıklarıdır. Nodüler guatrlı hastaların tiroid tümörleri açısından araştırılması gerekir. Tiroid bezinin fonksiyonel hastalıklarından biri olan hipotiroidide tiroid hormonlarının sentezi ve salgılanması azalmıştır. Halsizlik, yorgunluk, isteksizlik, kabızlık, saç dökülmesi, ciltte kuruluk gibi belirtiler verir. Fazla çalışması halinde hipertiroidi görülür. Çarpıntı, sinirlilik, yerinde duramama, ishal, aşırı agresiflik gibi belirtilere rastlanır.
Tiroid konseyinin amacı
Tiroid hastalığından şüphelenildiğinde öncelikle hastanın hastalık öyküsü alınıyor ve ayrıntılı muayene ediliyor. Kan testinin yanı sıra ultrasonografi, sintigrafi olarak adlandırılan görüntüleme yöntemi, iğne biyopsisi ile örnek alınması başlıca tanı yöntemleri olarak kabul ediliyor. Tanı konulduktan sonra bazı vakalarda tedavi şekli hemen belirleniyor. Ancak bazı vakalarda tedavi noktasında, hekimler tarafından farklı tedavi seçenekleri önerilebiliyor. İşte bu noktada International Hospital’da oluşturulan tiroid konseyi farklı uzmanlık dallarını bir araya getirerek tedavi noktasında daha doğru karar alınmasına olanak tanıyor. Prof. Dr. Serdar Tezelman, genel cerrah, endokrinolog, patalog, radyolog ve nükleer tıp uzmanından oluşan tiroid konseyinde en çok değerlendirilen vakaları şöyle sıralıyor: "Tiroid Nodülleri, paratiroid hastalıkları (Paratiroid bezinin aşırı çalışmasına bağlı olarak kalsiyum yükselmesi), böbrek üstü bezlerinin fonksiyonel tümörlerinin cerrahisi konseyde en çok tartıştığımız konular arasındadır. Bunların dışında Tiroid bezinin bütün patalojileri, hipotrioidi veya hipertiroidi ve yapısal değişiklikler bu konseyin ilgi alanındadır."
Tiroid Konseyinin Hastaya faydaları
Tiroid hastalıkları multi disipliner bir yaklaşım gerektiriyor. Bu konseyde cerrah, endrokrinolog, patalog, nükleer tıp uzmanı, radyolog gibi farklı dallardaki uzmanların bir arada olması hastalığın değişik açılardan ele alınıp, en doğru kararın verilmesine olanak tanıyor. Doç. Dr. Arıkan, tek bir doktorun değerlendirme yapması ile bir kurulun değerlendirmesinin hastanın duyacağı güveni arttırdığını belirterek şöyle diyor: "Tüm dünyada nodüllere yaklaşım konusunda fikir birliği yoktur. Bu konseyin en önemli işlevlerinden biri de budur. Kime biyopsi yapalım kime cerrahi uygulayalım sorusunun yanıtını bu kurul veriyor. Konseyin amacı, fonksiyonel ve/veya yapısal bozukluğu olan uygulanacak tedavinin ne olacağının kararlaştırılmasıdır. Medikal, cerrahi ve radyoaktif iyot tedavi seçenekleri bu konseyde tartışılır ve hastaya en uygun tedavi seçeneği önerilir. Tedavi sonrası takip de konsey tarafından sürdürülüyor. Konseyin tanıda ve tedavide yenilikleri paylaşım ve bu yenilikleri uygulama hedefleri de mevcuttur."
###
Tweet
Diğer basın bültenleri
Diğer Basın Bültenleri
Hakkımızda | Blog | SSS | E-Bülten Üyeliği | RSS | Sitene ekle | PR Ajans Rehberi | Gizlilik ve Kullanım Koşulları | İletişim | English
Copyright 2005-2011 Netpo Interaktif İletişim Teknolojileri Ltd.Şti.
Copyright 2005-2011 Netpo Interaktif İletişim Teknolojileri Ltd.Şti.
