International Hospital Basın Bülteni
Dikkatini toplamada güçlük çekiyor, yastığı sırılsıklam yapan terleme şikayeti var. İlkokuldan beri hep servislerle okula gidip-gelen "Mehmet", kahvaltı yapmayı sevmiyor ve okulda kantinden aldığı poğaça-meşrubatla bu öğünü geçiştiriyor. Çocukluk yıllarında da hep iri bir yapıya sahip olan "Mehmet"in LGS'ye hazırlanırken kilo alışı çok belirgin hale geliyor. Özellikle lisede hamburger ve meşrubat tüketimi had safhaya çıkıyor.
Akşamları evde aşırı yemek yiyor, sofrada hep bulunan meşrubat alışkanlığı giderek artıyor. Bugün "Mehmet"in meşrubat tüketimi günde 2 litre. Televizyonun ve bilgisayarın başında gece geç vakitlere kadar kuruyemiş, cips atıştırıp, gece geç saatlerde uyuyarak günü tamamlayan "Mehmet", sabah çok zor uyanıyor. Haftasonu ve tatil günlerinde ise ancak öğleye doğru uyanabiliyor. Muayenesinde özellikle bel çevresinde çok belirginleşen kilo ve yağ fazlalığı dikkati çekiyor. Tansiyonu ölçüldüğünde bulunan rakam o yaştaki bir gence göre yüksek; 13/9. Kan tetkiklerinde şekerini düzenlemekle görevli insülin miktarının açlıkta üç, toklukta dört kat fazla olduğu dikkat çekiyor. Kan yağlarına bakıldığında kolesterol değerleri normal, ancak trigliserid düzeyi normalin iki katı değerinde. Gece çok sık rüya gördüğü için, sık sık uyanıyor ve sabah kalktığında hiç uyumamış gibi olduğundan yakınıyor. Kısa zamanda çok etkili sonuçlar alan "mucize diyetler"le 15 kilo veren "Mehmet" şimdi eskisinden daha kilolu. Bu klinik tablonun adı: Metabolik Sendrom.
International Hospital Diyabet Uzmanı Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ ve Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin, metabolik sendrom hastalığının önemine dikkat çekiyor. Özellikle anne babaları, çocuklarını daha sağlıklı bir yaşam tarzına yönlendirmeleri konusunda uyarıyor.
Metabolik Sendrom Sağlığımızı Tehdit Ediyor...
Insulin direnci sendromu ya da sendrom X adıyla da bilinen metabolik sendrom, vücutta şeker ve insülin dengesindeki bozukluk sonucu, kan yağlarında artış ve bel çevresinde yağlanma olarak ortaya çıkar. Kilo fazlalığı, tansiyon yüksekliği, düzensiz kan şekerleri değeri ve düşük HDL başta olmak üzere, aynı anda birçok organda çeşitli sorunlarla kendini gösteren metabolik sendrom, şu temel öğelerle karşımıza çıkıyor:
- Bel çevresinin kalınlığı (Erkekte>94 cm, kadında>80 cm) ve aşağıda belirtilenlerden en az ikisi;
- Trigliserid düzeyinin yüksekliği (Tg>150mg/dl)
- HDL kolesterol düşüklüğü (Erkekte<40 mg/dl, kadında<50 mg/dl)
- Kötü huylu (LDL) kolesterol düzeyinin yüksekliği (>130 mg/dl)
- Tansiyon (kan basıncı) yüksekliği (>130/85 mmHg)
- Açlık kan şekerii (>110 mg/dl)
Önce Yaşam Tarzınızı Değiştirmelisiniz
Yaşam stiliyle çok yakın ilişkisi olan ve tüm dünya verilerine bakıldığında, %25-35 oranında rastlanan metabolik sendromda en çok dikkat çeken nokta, kadınlarda riskin daha fazla olduğudur. Türkiye genelinde %35 olan metabolik sendrom görülme sıklığı; erkeklerde % 28.8, kadınlarda ise % 41.1'dir. Yapılan çalışmalarda dikkati çeken sonuçlardan bir diğeri de, ilerleyen yaşla birlikte metabolik sendrom görülme sıklığının artmasıdır. 20-29 yaş grubunda % 10'lar civarında seyreden risk, 30-39 yaş grubuna gelince %30'lara çıkıyor. 40-49 yaş grubunda her iki kişiden biri metabolik sendrom tanımına uyarken, bu oran ilerleyen yaşlarda %60'a kadar yükseliyor. Yıllar geçtikçe risk faktörü her üst yaş diliminde daha da belirginleşerek, kadının aleyhine işliyor.
Sunduğumuz Yaşam Tarzı Çocuklara Uygun Mu?
Prof. Dr. Karşıdağ ile Beslenme ve Diyet Uzmanı İrkin’e göre; özellikle çocuklara ve ebeveynlere gerekli eğitimi vererek, yaşanabilecek sorunları açıklamakta fayda var. Çocuklara ve gençlere gereksiniminden fazla enerji alımının bedenine ağırlık kazanımına neden olacağını ve sağlıklarını tehdit edeceğini anlatmak gerekiyor. Risk altındaki kişilere dengeli ve sağlıklı bir beslenme alışkanlığı yanında, düzenli bir fiziksel aktivite alışkanlığı kazandırmak çok basit, ancak çok yararlı yöntemlerden bazıları.
Çocukların sağlığını etkileyecek bir klinik tablonun önüne geçmek en doğru yaklaşım. Ebeveynlerin farkına varmadan çocuklara sunduğu yaşam tarzı, onlara uygun değil. Harcanabileceğinden çok daha fazla kalori almasına zemin hazırlayan bir ortamda, çocuklarda ve gençlerde kilo fazlalığıyla başlayıp şeker hastalığı ile sonuçlanan bir tablo gelişiyor.
Çevresel Faktörlere Dikkat!
Metabolik sendrom gelişiminde, genetik eğilimi olan kişilerin ailesinde kilo fazlalığı, tansiyon yüksekliği, kan yağlarında dengesizlik gibi sorunlar varsa ve buna çevresel faktörler de eklendiyse rahatsızlığın gelişmesi kaçınılmazdır. Modern kent hayatının getirdiği hareketsiz yaşam ve yüksek kalorili beslenme, sendromun ortaya çıkmasını etkileyen en önemli noktalardır.
Tedavisi
Metabolik sendromun en etkili tedavi yöntemi, önlem almaktan geçer. Hastalığın hiçbir belirtisinin ortaya çıkmadığı kişilerde, erken evrede yapılan laboratuvar tetkikleri, bu kişilerin insüline karşı dirençli olduğunu gösterir. Bu evrede yapılacak işlemler; kilo kaybının sağlanması ve düzenli egzersiz için yaşam şekli değişikliğinin yapılması, sağlıklı beslenme ve sigaranın kesilmesidir. Düzenli fiziksel aktivite insülin direncini düzelterek kan şekeri, kan yağları ve kan basıncı kontrolünü sağlar. Egzersiz söz konusu olduğunda ayrıntılı ve karışık programlar yapmak zaman zaman zor, pahalı ve bir süre sonra terk edilecek yaklaşımlar olarak görülür. Buna karşılık, günde 30-45 dakika ara vermeksizin devam eden yürüyüşler, tüm gereksinimi karşılayacak kadar yeterlidir. En uygun tedavi yöntemi kilo vermek, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenmedir.
###
Tweet
Metabolik Sendromdan Haberdar Mısınız?
KURUMSALHABERLER , 21.12.2006 -- 1.82 m boyunda, 107 kg ağırlığındaki "Mehmet" 18 yaşında ve önüne geçilemeyen bir iştahı var. Yemeğe başladığında durması gerektiğini fark etmesine rağmen devam ediyor. Uykuları düzensiz ve belirgin bir horlama sıkıntısı var. Gündüz, özellikle yemeklerden sonra uykusu geliyor.Dikkatini toplamada güçlük çekiyor, yastığı sırılsıklam yapan terleme şikayeti var. İlkokuldan beri hep servislerle okula gidip-gelen "Mehmet", kahvaltı yapmayı sevmiyor ve okulda kantinden aldığı poğaça-meşrubatla bu öğünü geçiştiriyor. Çocukluk yıllarında da hep iri bir yapıya sahip olan "Mehmet"in LGS'ye hazırlanırken kilo alışı çok belirgin hale geliyor. Özellikle lisede hamburger ve meşrubat tüketimi had safhaya çıkıyor.
Akşamları evde aşırı yemek yiyor, sofrada hep bulunan meşrubat alışkanlığı giderek artıyor. Bugün "Mehmet"in meşrubat tüketimi günde 2 litre. Televizyonun ve bilgisayarın başında gece geç vakitlere kadar kuruyemiş, cips atıştırıp, gece geç saatlerde uyuyarak günü tamamlayan "Mehmet", sabah çok zor uyanıyor. Haftasonu ve tatil günlerinde ise ancak öğleye doğru uyanabiliyor. Muayenesinde özellikle bel çevresinde çok belirginleşen kilo ve yağ fazlalığı dikkati çekiyor. Tansiyonu ölçüldüğünde bulunan rakam o yaştaki bir gence göre yüksek; 13/9. Kan tetkiklerinde şekerini düzenlemekle görevli insülin miktarının açlıkta üç, toklukta dört kat fazla olduğu dikkat çekiyor. Kan yağlarına bakıldığında kolesterol değerleri normal, ancak trigliserid düzeyi normalin iki katı değerinde. Gece çok sık rüya gördüğü için, sık sık uyanıyor ve sabah kalktığında hiç uyumamış gibi olduğundan yakınıyor. Kısa zamanda çok etkili sonuçlar alan "mucize diyetler"le 15 kilo veren "Mehmet" şimdi eskisinden daha kilolu. Bu klinik tablonun adı: Metabolik Sendrom.
International Hospital Diyabet Uzmanı Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ ve Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin, metabolik sendrom hastalığının önemine dikkat çekiyor. Özellikle anne babaları, çocuklarını daha sağlıklı bir yaşam tarzına yönlendirmeleri konusunda uyarıyor.
Metabolik Sendrom Sağlığımızı Tehdit Ediyor...
Insulin direnci sendromu ya da sendrom X adıyla da bilinen metabolik sendrom, vücutta şeker ve insülin dengesindeki bozukluk sonucu, kan yağlarında artış ve bel çevresinde yağlanma olarak ortaya çıkar. Kilo fazlalığı, tansiyon yüksekliği, düzensiz kan şekerleri değeri ve düşük HDL başta olmak üzere, aynı anda birçok organda çeşitli sorunlarla kendini gösteren metabolik sendrom, şu temel öğelerle karşımıza çıkıyor:
- Bel çevresinin kalınlığı (Erkekte>94 cm, kadında>80 cm) ve aşağıda belirtilenlerden en az ikisi;
- Trigliserid düzeyinin yüksekliği (Tg>150mg/dl)
- HDL kolesterol düşüklüğü (Erkekte<40 mg/dl, kadında<50 mg/dl)
- Kötü huylu (LDL) kolesterol düzeyinin yüksekliği (>130 mg/dl)
- Tansiyon (kan basıncı) yüksekliği (>130/85 mmHg)
- Açlık kan şekerii (>110 mg/dl)
Önce Yaşam Tarzınızı Değiştirmelisiniz
Yaşam stiliyle çok yakın ilişkisi olan ve tüm dünya verilerine bakıldığında, %25-35 oranında rastlanan metabolik sendromda en çok dikkat çeken nokta, kadınlarda riskin daha fazla olduğudur. Türkiye genelinde %35 olan metabolik sendrom görülme sıklığı; erkeklerde % 28.8, kadınlarda ise % 41.1'dir. Yapılan çalışmalarda dikkati çeken sonuçlardan bir diğeri de, ilerleyen yaşla birlikte metabolik sendrom görülme sıklığının artmasıdır. 20-29 yaş grubunda % 10'lar civarında seyreden risk, 30-39 yaş grubuna gelince %30'lara çıkıyor. 40-49 yaş grubunda her iki kişiden biri metabolik sendrom tanımına uyarken, bu oran ilerleyen yaşlarda %60'a kadar yükseliyor. Yıllar geçtikçe risk faktörü her üst yaş diliminde daha da belirginleşerek, kadının aleyhine işliyor.
Sunduğumuz Yaşam Tarzı Çocuklara Uygun Mu?
Prof. Dr. Karşıdağ ile Beslenme ve Diyet Uzmanı İrkin’e göre; özellikle çocuklara ve ebeveynlere gerekli eğitimi vererek, yaşanabilecek sorunları açıklamakta fayda var. Çocuklara ve gençlere gereksiniminden fazla enerji alımının bedenine ağırlık kazanımına neden olacağını ve sağlıklarını tehdit edeceğini anlatmak gerekiyor. Risk altındaki kişilere dengeli ve sağlıklı bir beslenme alışkanlığı yanında, düzenli bir fiziksel aktivite alışkanlığı kazandırmak çok basit, ancak çok yararlı yöntemlerden bazıları.
Çocukların sağlığını etkileyecek bir klinik tablonun önüne geçmek en doğru yaklaşım. Ebeveynlerin farkına varmadan çocuklara sunduğu yaşam tarzı, onlara uygun değil. Harcanabileceğinden çok daha fazla kalori almasına zemin hazırlayan bir ortamda, çocuklarda ve gençlerde kilo fazlalığıyla başlayıp şeker hastalığı ile sonuçlanan bir tablo gelişiyor.
Çevresel Faktörlere Dikkat!
Metabolik sendrom gelişiminde, genetik eğilimi olan kişilerin ailesinde kilo fazlalığı, tansiyon yüksekliği, kan yağlarında dengesizlik gibi sorunlar varsa ve buna çevresel faktörler de eklendiyse rahatsızlığın gelişmesi kaçınılmazdır. Modern kent hayatının getirdiği hareketsiz yaşam ve yüksek kalorili beslenme, sendromun ortaya çıkmasını etkileyen en önemli noktalardır.
Tedavisi
Metabolik sendromun en etkili tedavi yöntemi, önlem almaktan geçer. Hastalığın hiçbir belirtisinin ortaya çıkmadığı kişilerde, erken evrede yapılan laboratuvar tetkikleri, bu kişilerin insüline karşı dirençli olduğunu gösterir. Bu evrede yapılacak işlemler; kilo kaybının sağlanması ve düzenli egzersiz için yaşam şekli değişikliğinin yapılması, sağlıklı beslenme ve sigaranın kesilmesidir. Düzenli fiziksel aktivite insülin direncini düzelterek kan şekeri, kan yağları ve kan basıncı kontrolünü sağlar. Egzersiz söz konusu olduğunda ayrıntılı ve karışık programlar yapmak zaman zaman zor, pahalı ve bir süre sonra terk edilecek yaklaşımlar olarak görülür. Buna karşılık, günde 30-45 dakika ara vermeksizin devam eden yürüyüşler, tüm gereksinimi karşılayacak kadar yeterlidir. En uygun tedavi yöntemi kilo vermek, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenmedir.
###
Tweet
Diğer basın bültenleri
Diğer Basın Bültenleri
Hakkımızda | Blog | SSS | E-Bülten Üyeliği | RSS | Sitene ekle | PR Ajans Rehberi | Gizlilik ve Kullanım Koşulları | İletişim | English
Copyright 2005-2011 Netpo Interaktif İletişim Teknolojileri Ltd.Şti.
Copyright 2005-2011 Netpo Interaktif İletişim Teknolojileri Ltd.Şti.
