İş Hukuku Enstitüsü Basın Bülteni

KURUMSALHABERLER , 15.09.2011 -- Bu çalışmamızın konusunu oluşturan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 31.05.2010 tarih 2009/21771 E. ve 2010/15108 K. sayılı kararı grafiker tasarımcısının işe iadesi ile ilgilidir.
Karara konu somut olayda, davacı vekili, davacının Basın alanında hizmet veren davalı işyerinde grafiker tasarımcı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının ilk önce stajyer olarak çalışmaya başladığını, daha sonra davacının tasarlamış olduğu grafiklere karşı davacıya telif ücreti ödenmesini içeren sözleşmenin tarafların karşılıklı mutabakatına dayandığının ve bizzat davacının imzasını taşıdığı, davacıya telif ücreti ödenmesini içeren telif sözleşmesinin 01.06.2007 tarihinde düzenlendiği ve davacı hür iradesi ile sözleşmeyi imzaladığını, davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisi mevcut olmadığını, bu neden ile işe iade talep hakkının bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacı işçi ile davalı şirket arasında iş akdi bulunmadığı, işçinin SSK kayıtlarında da davacının çalıştığı iddia ettiği tarihler itibarıyle davalı şirkete ait çalışması gözükmediği, davacı tarafça açılan bir hizmet tespiti davası da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere iş sözleşmesinin diğer iş görme sözleşmeleri olan eser ve vekalet sözleşmelerinden ayırt edici en önemli kıstas bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede iş görme edinimi yerine getirenin kişiye ( işveren-eser sahibi veya temsil edilen ) karşı ekonomik bağlılığı vardır.
İş sözleşmesinde işçi, belirli veya belirsiz süreli olarak işveren için çalışır. Eser sahibi kural olarak uzmanlığı bakımından iş sahibinin talimatları ile bağlı değildir. Sadece sözleşme ile üstlendiği eseri meydana getirmekle yükümlüdür. İş sözleşmesinin varlığı, ücretin ödenmesini gerektirir. Eser ( telif ) sözleşmesine ilişkin hükümlerde, iş sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz. Bağımsız olarak iş gören, bu nedenle faaliyetini sürdüreceği zamanı belirlemede kısmen de olsa serbestliğe sahip olan, bütün zamanını tek bir müvekkile hasretmek zorunda olmayan vekil, farklı kişilere ayrı vekalet sözleşmeleri yapabilmekte ve bu şekilde ekonomik olarak tek bir işverene bağlı olmaktan kurtarılmaktadır.
İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlarına uyma yükümlüğünü üstlenmesi ile doğar. İşçi edinimi işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işveren karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işveren ile işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır. İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık söz konusudur. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendisine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödeme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgularıdır.
Yüksek Mahkeme dosya içeriğine göre davacı ile davalı arasında 01.06.2007 tarihli telif sözleşmesi ile kendisinden istenileni yerine getirmesi karşılığı davacıya belli bir bedel ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu sözleşmede eserin konusu açıkça belirtilmemiştir. Davacı tarafından sunulan kayıtlara göre davacıya her ay belli bir miktarda ödeme yapılmıştır. Bunun yanında işyeri giriş kartı ve yemek kartına göre davacı iş görme edimini veya sözleşmedeki gibi istenilen eseri işyerinde yerine getirmiştir. Somut olayda davacının davalı ait işyerinde onun talimatlarına göre yönetim hakkı kapsamında yerine getirdiği ve her ay belirli bir ücret aldığı, aralarındaki ilişkinin bağımlılık nedeni ile iş ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. Kayıtlarda bu çalışmanın görülmesi veya davacının bir hizmet tespiti davası açmaması, aradaki iş ilişkisini ortadan kaldırmaz. İş ilişkisi olduğunu gösteren yeterli delil vardır. Mahkemece aksi düşünce ile davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. İş sözleşmesi ile çalışan davacı işçinin iş sözleşmesi yazılı bildirim olmadan ve neden belirtilmeden feshedilmiştir. Fesih 5953 Sayılı Kanunu’nun 6/son maddesi yollaması ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca geçersiz olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir ki kanaatimizce işçi lehine yorum ilkesinden yola çıkılarak Yüksek Mahkeme’nin kararı yerinde bir karardır.
###
Tweet
Grafiker tasarımcısının işe iadesi
Grafiker Tasarımcının İşe İadesi
Karara konu somut olayda, davacı vekili, davacının Basın alanında hizmet veren davalı işyerinde grafiker tasarımcı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının ilk önce stajyer olarak çalışmaya başladığını, daha sonra davacının tasarlamış olduğu grafiklere karşı davacıya telif ücreti ödenmesini içeren sözleşmenin tarafların karşılıklı mutabakatına dayandığının ve bizzat davacının imzasını taşıdığı, davacıya telif ücreti ödenmesini içeren telif sözleşmesinin 01.06.2007 tarihinde düzenlendiği ve davacı hür iradesi ile sözleşmeyi imzaladığını, davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisi mevcut olmadığını, bu neden ile işe iade talep hakkının bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacı işçi ile davalı şirket arasında iş akdi bulunmadığı, işçinin SSK kayıtlarında da davacının çalıştığı iddia ettiği tarihler itibarıyle davalı şirkete ait çalışması gözükmediği, davacı tarafça açılan bir hizmet tespiti davası da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere iş sözleşmesinin diğer iş görme sözleşmeleri olan eser ve vekalet sözleşmelerinden ayırt edici en önemli kıstas bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede iş görme edinimi yerine getirenin kişiye ( işveren-eser sahibi veya temsil edilen ) karşı ekonomik bağlılığı vardır.
İş sözleşmesinde işçi, belirli veya belirsiz süreli olarak işveren için çalışır. Eser sahibi kural olarak uzmanlığı bakımından iş sahibinin talimatları ile bağlı değildir. Sadece sözleşme ile üstlendiği eseri meydana getirmekle yükümlüdür. İş sözleşmesinin varlığı, ücretin ödenmesini gerektirir. Eser ( telif ) sözleşmesine ilişkin hükümlerde, iş sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz. Bağımsız olarak iş gören, bu nedenle faaliyetini sürdüreceği zamanı belirlemede kısmen de olsa serbestliğe sahip olan, bütün zamanını tek bir müvekkile hasretmek zorunda olmayan vekil, farklı kişilere ayrı vekalet sözleşmeleri yapabilmekte ve bu şekilde ekonomik olarak tek bir işverene bağlı olmaktan kurtarılmaktadır.
İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlarına uyma yükümlüğünü üstlenmesi ile doğar. İşçi edinimi işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işveren karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işveren ile işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır. İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık söz konusudur. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendisine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödeme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgularıdır.
Yüksek Mahkeme dosya içeriğine göre davacı ile davalı arasında 01.06.2007 tarihli telif sözleşmesi ile kendisinden istenileni yerine getirmesi karşılığı davacıya belli bir bedel ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu sözleşmede eserin konusu açıkça belirtilmemiştir. Davacı tarafından sunulan kayıtlara göre davacıya her ay belli bir miktarda ödeme yapılmıştır. Bunun yanında işyeri giriş kartı ve yemek kartına göre davacı iş görme edimini veya sözleşmedeki gibi istenilen eseri işyerinde yerine getirmiştir. Somut olayda davacının davalı ait işyerinde onun talimatlarına göre yönetim hakkı kapsamında yerine getirdiği ve her ay belirli bir ücret aldığı, aralarındaki ilişkinin bağımlılık nedeni ile iş ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. Kayıtlarda bu çalışmanın görülmesi veya davacının bir hizmet tespiti davası açmaması, aradaki iş ilişkisini ortadan kaldırmaz. İş ilişkisi olduğunu gösteren yeterli delil vardır. Mahkemece aksi düşünce ile davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. İş sözleşmesi ile çalışan davacı işçinin iş sözleşmesi yazılı bildirim olmadan ve neden belirtilmeden feshedilmiştir. Fesih 5953 Sayılı Kanunu’nun 6/son maddesi yollaması ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca geçersiz olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir ki kanaatimizce işçi lehine yorum ilkesinden yola çıkılarak Yüksek Mahkeme’nin kararı yerinde bir karardır.
###
Tweet
iş İş Hukuku Enstitüsü grafiker tasarımcı işe iade iş sözleşmesi
Diğer basın bültenleri
İşçi tarafından verilen zararın tazmini mümkün müdür?
Performans değerlendirme sonucuna işçinin verdiği cevabın savunma sayılamayacağı konusu
İşçinin iş amaçlı bilgisayarını iş dışındaki amaçlarla kullanması
İşe iade davaları açısından hak düşürücü süre
İşçi aleyhine düzenlenen cezai şartın geçersiz olması
Performans değerlendirme sonucuna işçinin verdiği cevabın savunma sayılamayacağı konusu
İşçinin iş amaçlı bilgisayarını iş dışındaki amaçlarla kullanması
İşe iade davaları açısından hak düşürücü süre
İşçi aleyhine düzenlenen cezai şartın geçersiz olması
Hakkımızda | Blog | SSS | E-Bülten Üyeliği | RSS | Sitene ekle | PR Ajans Rehberi | Gizlilik ve Kullanım Koşulları | İletişim | English
Copyright 2005-2011 Netpo Interaktif İletişim Teknolojileri Ltd.Şti.
Copyright 2005-2011 Netpo Interaktif İletişim Teknolojileri Ltd.Şti.


