Mert Van Avukatlık ve Danışmanlık Basın Bülteni

İnşaat sektöründe artan iş kazaları

Avukat Mert Van; inşaat sektörünün iş kazalarında büyük kayıplar verdiğini, bu durumda iş kazalarına karşı alınması gereken önlemlerin neler olduğunu anlatıyor.


KURUMSALHABERLER , 20.10.2009 -- Ülkemizde her geçen gün meydana gelen iş kazası oranları artıyor ve Türkiye bu oranlar doğrultusunda ne yazık ki Avrupa ülkelerinde ilk sıralarda yer alıyor. Her gün meydana gelen 200 iş kazasında ortalama 3 işçi hayatını kaybederken, 10 işçi de iş göremez derecede sakat kalıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü`nce SSK verileri baz alınarak yapılan araştırmaya göre iş kazaları en çok vasıfsız işçilerin çalıştığı inşaat işkolu ile çalışma şartlarının ağır olduğu madencilik ve metal işkollarında meydana geliyor.

Yazılı ve görsel basında bu hususta her ne kadar tüm dikkat tersanelerde yaşanan iş kazaları üzerinde toplansa da matematiksel verilerle de ortaya konduğu üzere inşaat sektörü çok daha büyük kayıplar veriyor.

Peki, bu durumda İş kazalarına karşı alınması gereken önlemler nelerdir? İşverenleri hukuki, idari ve cezai sorumlukları nelerdir?

Dr. Av. Mert Van tüm bu konulara açıklık getirdi;

İş yerinde sıklıkla karşılaşılan ve istatistik sonuçlarının da göstermiş olduğu üzere ciddi kayıplara neden olan iş kazası ve meslek hastalıklarının aza indirgenebilmesinin yollu işverenlerin konu hakkında bilgilendirilmesi ve mevzuata uygun tedbirlerin alınmasından geçmektedir.

Kaldı ki, işçinin kazaya uğraması ve meslek hastalığına yakalanma risklerinin yanında, işveren de idari, cezai ve hukuki yaptırımlara maruz kalmaktadır. Mevzuat uyarınca; işverenler, işle ilgili her konuda, işçilerin sağlığı ve güvenliği için gerekli olan ve o anki bilim, teknik ve tecrübenin ulaştığı düzeye göre tüm önlemleri eksiksiz olarak almalı ve ayrıca işçilere riskler ve kurallar hakkında eğitimler vermeli, işçilerin uyumunu denetlemelidir.

4857 sayılı İş Kanununun 80.maddesine göre; sanayiden sayılan, devamlı olarak en az 50 işçi çalıştırılan altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde, işverenler bir iş sağlığı ve güvenliği kurulu ve sağlık birimi oluşturmak ve iş güvenliği uzmanı görevlendirmek zorundadırlar.

İnşaat işyerlerinin de sanayiden sayılması nedeniyle diğer koşullarında oluşması şartı ile bu sektörde de tüm bu hususların yerine getirilmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte; mevzuat uyarınca; işveren veya işveren vekilleri işçilere iş kazası ve meslek hastalıkları riskleri, bu risklerin önlenmesi amacıyla alınması gereken tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar gibi konularda eğitim vermekle ve bunlara uyulup uyulmadığını da denetlemekle yükümlü kılınmışlardır.

İş güvenliği hükümlerine uyulmamasının işveren açısından sonuçları nelerdir?
İşverenlerin öngörülen hukuki düzenlemelere uymamaları sonucu karşılaşacakları üç tip sorumluluk mevcut olup; bunlar idari, cezai ve hukuki sorumluluklardır.

Yürürlükteki İş Kanunu uyarınca iş güvenliği ile ilgili hükümlere uymayan işveren ve işveren vekiline, alınmayan her önlem için idari para cezası verilir. Bu ceza alınmayan her önlem için her ay aynı miktarda artırılır.

Yine iş yerinde yaşamsal bir tehlikenin mevcudiyeti halinde işyerinin tamamen kapatılması söz konusu olabilmektedir. Tabi bu durumda önem arz eden husus; tehlike bir tesisat ya da makinenin durdurulmasıyla bertaraf edilebiliyorsa bununla yetinilmesi gerekliliğidir.

Hukuki vecibelere uymama sonucunun bir diğer boyutu ise cezai sorumluluktur. Bu bağlamda, işveren ve işveren vekillerine iş kazasının oluşumundan dolayı ayrı ayrı ceza verilebilmektedir.

İş sağlığı ve güvenliği kurallarına aykırı davranılmasından dolayı ölüm ya da yaralama meydana gelirse işveren veya işveren vekilinin öngörmeksizin suç işlemesinden bahsedilebilecek ve taksirle bir işçinin ölümüne sebebiyet veren kimse de 2 yıldan altı yıla kadar cezalandırılabilecektir.

Yine işverenin herhangi bir kaza ihtimalini öngörmesine rağmen tedbir almaması halinde öngörmeksizin suç işlemenin arttırılması suretiyle cezaya mahkûm olunabilecek ve cezanın paraya çevrilebilmesi ihtimali söz konusu olmayacaktır.

İş kazası veya meslek hastalığına maruz kalan işçinin, işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açması veya iş kazası veya meslek hastalığı neticesinde ölen işçinin desteğinden yoksun kalanların manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı talepli dava açması muhtemel olup; bu doğrultuda işverenin tazminat ödeme borcunun doğması söz konusu olabilecektir.

Son olarak şunları söyleyebilirim; “20 yıldan bu yana Mert Van Avukatlık ve Danışmanlık Bürosu olarak karşılaştığımız somut olaylara baktığımda işverenlerin iş sağlığı ve güvenliğinden doğan yükümlülükleri hususunda bilinçlendirilmesi gerektiğini düşünmekteyim. İşverenler tarafından değişen yasal düzenlemelere duyarsız kalınmakta ve sonucunda büyük yaptırımlarla karşılaşılmaktadır.

Bu nedenle tüm işverenlere önerim hukuksal düzenlemeleri yakından takip etmeleri ve uygulamalarıdır. Kaldı ki; işverenin sorumluluğu burada da sona ermeyip denetleme aşamasında da devam eder. Bundan dolayıdır ki; yapılan denetimler neticesinde saptanan aykırılıklar hususunda işçilerin uyarılmasını, gerekirse disiplin cezasıyla cezalandırılmalarını ve hatta karşı koyma halinde işten çıkartılmalarını tavsiye ederim.

Zira önemsiz görülüp göz ardı edilen bu hususlar nedeniyle işçiler canlarından olabilmekte, işverenler ise idari, cezai ve hukuki yaptırımlara maruz kalabilmektedir.”

###



iş sağlığı iş güvenliği yasa inşaat sektörü iş kazaları hukuk Mert Van avukat


Diğer basın bültenleri

Aile hekimlerinin vergisel yükümlülükleri
Hekimin sır saklama yükümlülüğü
Hekime yönelik şiddete karşı hukuk
Bıçak sırtında hekimlik
Şirket sahibinin şahsi borcu için şirketine haciz yapılabilecek mi? Ve nereye kadar?
Hakkımızda | Blog | SSS | E-Bülten Üyeliği | RSS | Sitene ekle | PR Ajans Rehberi | Gizlilik ve Kullanım Koşulları | İletişim | English

Copyright 2005-2011 Netpo Interaktif İletişim Teknolojileri Ltd.Şti.