Özgür Kaşifler Kobi Koçluğu Basın Bülteni
KOSGEB cansuyu kredisiyle su yüzüne çıkan soru: KOBİ’ler Borç Ödemek için Kredi Almaktan Nasıl Kurtulur?
Finansbank ile KOBİ Güçlendirme Kampı projesini başlattığımızdan beri Özgür Kaşifler’de Sayın Hüsnü Özyeğin’in kulaklarını sık sık çınlatıyoruz. Örnek bir girişimci şahsiyet olarak biz onu koçluk yaptığımız KOBİ’lere hep örnek gösterip dururuz. Çünkü o sadece geçinmek için değil, her gerçek girişimcinin yapması gerektiği gibi sermaye yaratmak için iş kurmuş biri. Bugünlerde medya kredi haberleriyle dolu. Kosgeb’in üst limiti sadece 25.000 TL olan Cansuyu kredisine 70 küsür bin KOBİ’nin başvurduğunu okuyunca Sayın Özyeğin’i bir defa daha hatırlamadan geçemedik. Şu an gündem o kadar müsait ki, Özgür Kaşifler genel müdürü Subegüm Bulut’un 2007 yılında yazdığı makaleyi noktası virgülüne dokunmadan tekrar KOBİ sahiplerinin dikkatine sunmak kaçınılmazdı. Hazır balık aramaktan bıktıysanız ve artık balık tutmayı öğrenmek istiyorsanız okumanızı tavsiye ederiz. Bir de tabii KOBİ Güçlendirme Kampı’na başvurmanızı. Çünkü Finansbank, Microsoft ve Özgür Kaşifler, bu kamp ile yeni Özyeğin’ler, yeni Karamehmet’ler yaratmayı hedefliyor.
KOBİ’ler borç ödemek için kredi aramaktan nasıl kurtulur? Nasıl sermaye biriktirebilir?
Türkiye’de sermaye birikiminin az olduğunu biliyoruz. Son yıllarda artan yabancı sermaye girişi ile bu konu da gündemde daha çok yer bulmaya başladı. Ülkemiz giderek küresel ekonominin daha önemli bir oyuncusu olma durumunda. Krizler olsa da dünya milyarderler listesine daha fazla Türk işadamı girmeye başladı. Ekonomist dergisinin “Yılın İş İnsanı” seçtiği Hüsnü Özyeğin’e bir bakın. Onun Finansbank ile yaptığı gibi, şirketini katma değerlendirip yabancılara satanlar çıkmaya başladı. Yani sermaye birikimi akmasa da damlıyor kabilinden başladı gibi görünüyor. Aslında… nihayet gerçek girişimcilik örneklerini ülkemizde de görmeye başladık.
Şimdi sizi kendinize şu soruyu sormaya davet ediyorum: Ben bu şirketlere kıyasla küçük olan firmam ile nasıl sermaye biriktirebilirim?
Hemen belirteyim ki, dünya milyarderleri arasına girmek için ne yapmanız gerektiğini anlatacak değilim. Tabii istediğiniz bu ise o da mümkün. Ancak şu anki ölçeğiniz ne olursa olsun, hedefiniz ne miktarda sermaye biriktirmek olursa olsun, öncelikle kavramamız gereken şey bunun için gereken doğru zihniyettir. İşletmesini bir yatırım olarak gören gerçek bir girişimci ile, daha iyi geçinmek için iş kuran girişken bir kişi arasındaki farkı anlamamız gerekmektedir. Çünkü ancak o zaman işletmemizden sadece maaş değil, kar da elde etmeye odaklanabiliriz.
Başlarken ne gibi finansal imkanlara sahip olduğunuz bu noktada hiç önemli değil. Hüsnü Bey’e başarıyı getiren şeyin Finansbank’ı sadece güçlü bir sermaye ile kurmuş olduğunu söylemek onu çok üzerdi herhalde. Yoktan var edilen bir banka şeklinde tanımlanıyor Finansbank. Bir düşünün, şu anda size 1 milyon dolar versem, bunu gerçekten efektif bir şirket yatırımına dönüştürebilir misiniz? Evet diyenler…emin misiniz?
İşletme yönetiminin temeli sayabileceğimiz dört konu var: liderlik becerisi, yöneticilik becerisi, pazarlama stratejisi kurma becerisi, para yönetimi becerisi. Sermaye birikimi için bunların hepsinde işler seviyede beceriye sahip olmak elzem, bir kere bu cepte. Ama…Üç tanesindeki hataları düzeltmek “göreceli” olarak daha mümkün olsa da para yönetiminde yapılan hatalardan geri dönüş çok zor. Üstelik en stres verici olan da bu.
Herzaman söylerim, irili ufaklı ne kadar çok işletme sahibinin, işletmesinin karlı olup olmadığını bilmediğini bilseniz şaşardınız. Neden bilmezler? Çünkü geçinmeye odaklandıklarından sadece nakit akışını, yani tahsilat ve masrafları takip ederler de ondan. Siz sermaye biriktirmek mi istiyorsunuz? İşte size basit bir başlangıç noktası: Operasyonunuzun ne kadar karlı olup olmadığını araştırmakla başlayın. Bunun için ilk adım gelir-gider tablonuzu her ay düzenli olarak çıkarmak ve incelemektir. Çünkü eğer gerçek bir girişimciyseniz bu işletmeyi net kar elde etmek için kurmuş olmalısınız. Ne kadar kar ya da zarar ettiğinizi bir öğrenin, bakalım daha çok şaşıracak mısınız? E-Myth Para Yönetimi modülünde bu çalışmayı yapanlar hemen herzaman bu şaşkınlığı yaşıyor.
Evet, önce zihniyetimizi düzeltiyoruz, gelire değil, kara odaklanıyoruz. Sonra mali tabloları düzenli çıkaracak bir sistem kuruyoruz, bunları okumayı ve yönetsel kararlar çıkarmayı öğreniyoruz. Sermaye biriktirmek için bunlar işin abc’si. Gerçekleşen para hareketini doğru ve etraflıca yorumlamayı öğrendikten sonra sıra geliyor kara dayalı bütçe yapmayı öğrenmeye. Vurgulamak istiyorum, ciroya dayalı değil, kara dayalı bütçeleme. Bütçeleme aslında gelir tablosunun geleceğe uzatılmasından başka bir şey değildir. Hedeflediğiniz karı gerçekleştirmek için tablodaki hangi kalemlerin ne olması gerektiğini belirlediğinizde, bunları gerçekleştirmek için yapmanız gereken faaliyetleri nasıl yapabileceğinizi düşünmeye başlarsınız. İşte bütçelemenin en can alıcı yanı. İlk başlarda en zor yanı. Ama bir iş sahibinin, gerçek bir girişimcinin asli işi.
Bütçeleme deyince çoğu işletmede gördüğümüz şey ise, geçmişin yansıtılmasından başka bir şey değil. Tamamen dış etkenlere bağlı bir yaklaşım. Oysa ki ben, dış etkenler, ekonomi, borsa, hava durumu ne olursa olsun ihtiyacımız olan kara ulaşmak için oturup düşünmekten ve bir plan tasarlamaktan bahsediyorum.
21 Mart 2007 Çarşamba tarihli Hürriyet’te, TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy’un “Turizm Sektöründe 2007 Yılı Beklentileri, İş Çözümleri ve Fikir Alışverişleri” toplantısında yaptığı konuşmadan yapılan alıntıda, “Sermaye değil, servet biriktirdik, artık hesabımızı iyi yapmalıyız” dediği yazılmış. Aradaki farkı bir düşünün. Özetin özeti, sayın Ulusoy diyor ki, “Biz yıllarca katlar, arsalar, otomobiller, yatlar aldık. Avrupa ise sermaye birikimi yaptı ve bununla Türkiye’de yatırıma geldi.”
Daha fazla söze gerek var mı?
###
Tweet
KOBİ’ler borç ödemek için kredi almaktan nasıl kurtulur?
KURUMSALHABERLER , 24.11.2009 -- KOSGEB cansuyu kredisine olan talep patlamasıyla su yüzüne çıkan soru: KOBİ’ler borç ödemek için kredi almaktan nasıl kurtulur? Finansbank ile KOBİ Güçlendirme Kampı projesini başlattığımızdan beri Özgür Kaşifler’de Sayın Hüsnü Özyeğin’in kulaklarını sık sık çınlatıyoruz. Örnek bir girişimci şahsiyet olarak biz onu koçluk yaptığımız KOBİ’lere hep örnek gösterip dururuz. Çünkü o sadece geçinmek için değil, her gerçek girişimcinin yapması gerektiği gibi sermaye yaratmak için iş kurmuş biri.KOSGEB cansuyu kredisiyle su yüzüne çıkan soru: KOBİ’ler Borç Ödemek için Kredi Almaktan Nasıl Kurtulur?
Finansbank ile KOBİ Güçlendirme Kampı projesini başlattığımızdan beri Özgür Kaşifler’de Sayın Hüsnü Özyeğin’in kulaklarını sık sık çınlatıyoruz. Örnek bir girişimci şahsiyet olarak biz onu koçluk yaptığımız KOBİ’lere hep örnek gösterip dururuz. Çünkü o sadece geçinmek için değil, her gerçek girişimcinin yapması gerektiği gibi sermaye yaratmak için iş kurmuş biri. Bugünlerde medya kredi haberleriyle dolu. Kosgeb’in üst limiti sadece 25.000 TL olan Cansuyu kredisine 70 küsür bin KOBİ’nin başvurduğunu okuyunca Sayın Özyeğin’i bir defa daha hatırlamadan geçemedik. Şu an gündem o kadar müsait ki, Özgür Kaşifler genel müdürü Subegüm Bulut’un 2007 yılında yazdığı makaleyi noktası virgülüne dokunmadan tekrar KOBİ sahiplerinin dikkatine sunmak kaçınılmazdı. Hazır balık aramaktan bıktıysanız ve artık balık tutmayı öğrenmek istiyorsanız okumanızı tavsiye ederiz. Bir de tabii KOBİ Güçlendirme Kampı’na başvurmanızı. Çünkü Finansbank, Microsoft ve Özgür Kaşifler, bu kamp ile yeni Özyeğin’ler, yeni Karamehmet’ler yaratmayı hedefliyor.
KOBİ’ler borç ödemek için kredi aramaktan nasıl kurtulur? Nasıl sermaye biriktirebilir?
Türkiye’de sermaye birikiminin az olduğunu biliyoruz. Son yıllarda artan yabancı sermaye girişi ile bu konu da gündemde daha çok yer bulmaya başladı. Ülkemiz giderek küresel ekonominin daha önemli bir oyuncusu olma durumunda. Krizler olsa da dünya milyarderler listesine daha fazla Türk işadamı girmeye başladı. Ekonomist dergisinin “Yılın İş İnsanı” seçtiği Hüsnü Özyeğin’e bir bakın. Onun Finansbank ile yaptığı gibi, şirketini katma değerlendirip yabancılara satanlar çıkmaya başladı. Yani sermaye birikimi akmasa da damlıyor kabilinden başladı gibi görünüyor. Aslında… nihayet gerçek girişimcilik örneklerini ülkemizde de görmeye başladık.
Şimdi sizi kendinize şu soruyu sormaya davet ediyorum: Ben bu şirketlere kıyasla küçük olan firmam ile nasıl sermaye biriktirebilirim?
Hemen belirteyim ki, dünya milyarderleri arasına girmek için ne yapmanız gerektiğini anlatacak değilim. Tabii istediğiniz bu ise o da mümkün. Ancak şu anki ölçeğiniz ne olursa olsun, hedefiniz ne miktarda sermaye biriktirmek olursa olsun, öncelikle kavramamız gereken şey bunun için gereken doğru zihniyettir. İşletmesini bir yatırım olarak gören gerçek bir girişimci ile, daha iyi geçinmek için iş kuran girişken bir kişi arasındaki farkı anlamamız gerekmektedir. Çünkü ancak o zaman işletmemizden sadece maaş değil, kar da elde etmeye odaklanabiliriz.
Başlarken ne gibi finansal imkanlara sahip olduğunuz bu noktada hiç önemli değil. Hüsnü Bey’e başarıyı getiren şeyin Finansbank’ı sadece güçlü bir sermaye ile kurmuş olduğunu söylemek onu çok üzerdi herhalde. Yoktan var edilen bir banka şeklinde tanımlanıyor Finansbank. Bir düşünün, şu anda size 1 milyon dolar versem, bunu gerçekten efektif bir şirket yatırımına dönüştürebilir misiniz? Evet diyenler…emin misiniz?
İşletme yönetiminin temeli sayabileceğimiz dört konu var: liderlik becerisi, yöneticilik becerisi, pazarlama stratejisi kurma becerisi, para yönetimi becerisi. Sermaye birikimi için bunların hepsinde işler seviyede beceriye sahip olmak elzem, bir kere bu cepte. Ama…Üç tanesindeki hataları düzeltmek “göreceli” olarak daha mümkün olsa da para yönetiminde yapılan hatalardan geri dönüş çok zor. Üstelik en stres verici olan da bu.
Herzaman söylerim, irili ufaklı ne kadar çok işletme sahibinin, işletmesinin karlı olup olmadığını bilmediğini bilseniz şaşardınız. Neden bilmezler? Çünkü geçinmeye odaklandıklarından sadece nakit akışını, yani tahsilat ve masrafları takip ederler de ondan. Siz sermaye biriktirmek mi istiyorsunuz? İşte size basit bir başlangıç noktası: Operasyonunuzun ne kadar karlı olup olmadığını araştırmakla başlayın. Bunun için ilk adım gelir-gider tablonuzu her ay düzenli olarak çıkarmak ve incelemektir. Çünkü eğer gerçek bir girişimciyseniz bu işletmeyi net kar elde etmek için kurmuş olmalısınız. Ne kadar kar ya da zarar ettiğinizi bir öğrenin, bakalım daha çok şaşıracak mısınız? E-Myth Para Yönetimi modülünde bu çalışmayı yapanlar hemen herzaman bu şaşkınlığı yaşıyor.
Evet, önce zihniyetimizi düzeltiyoruz, gelire değil, kara odaklanıyoruz. Sonra mali tabloları düzenli çıkaracak bir sistem kuruyoruz, bunları okumayı ve yönetsel kararlar çıkarmayı öğreniyoruz. Sermaye biriktirmek için bunlar işin abc’si. Gerçekleşen para hareketini doğru ve etraflıca yorumlamayı öğrendikten sonra sıra geliyor kara dayalı bütçe yapmayı öğrenmeye. Vurgulamak istiyorum, ciroya dayalı değil, kara dayalı bütçeleme. Bütçeleme aslında gelir tablosunun geleceğe uzatılmasından başka bir şey değildir. Hedeflediğiniz karı gerçekleştirmek için tablodaki hangi kalemlerin ne olması gerektiğini belirlediğinizde, bunları gerçekleştirmek için yapmanız gereken faaliyetleri nasıl yapabileceğinizi düşünmeye başlarsınız. İşte bütçelemenin en can alıcı yanı. İlk başlarda en zor yanı. Ama bir iş sahibinin, gerçek bir girişimcinin asli işi.
Bütçeleme deyince çoğu işletmede gördüğümüz şey ise, geçmişin yansıtılmasından başka bir şey değil. Tamamen dış etkenlere bağlı bir yaklaşım. Oysa ki ben, dış etkenler, ekonomi, borsa, hava durumu ne olursa olsun ihtiyacımız olan kara ulaşmak için oturup düşünmekten ve bir plan tasarlamaktan bahsediyorum.
21 Mart 2007 Çarşamba tarihli Hürriyet’te, TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy’un “Turizm Sektöründe 2007 Yılı Beklentileri, İş Çözümleri ve Fikir Alışverişleri” toplantısında yaptığı konuşmadan yapılan alıntıda, “Sermaye değil, servet biriktirdik, artık hesabımızı iyi yapmalıyız” dediği yazılmış. Aradaki farkı bir düşünün. Özetin özeti, sayın Ulusoy diyor ki, “Biz yıllarca katlar, arsalar, otomobiller, yatlar aldık. Avrupa ise sermaye birikimi yaptı ve bununla Türkiye’de yatırıma geldi.”
Daha fazla söze gerek var mı?
###
Tweet
Diğer basın bültenleri
Kobi’ler için doğru insanları işe almada 5 adım
İstanbul, moda, manzara, deniz, yelkenli: Kobi sahipleri sonbahar kahvaltısında buluştu
Kobi patronlarına testler -3: Etkin bir pazarlama sisteminiz var mı?
2010’nun son üç ayında Kobi’ler “faaliyet kârı formülü” ile kârlarını nasıl artırabilir?
Özgür Kaşifler’de koçluk seansı diyalogları -5
İstanbul, moda, manzara, deniz, yelkenli: Kobi sahipleri sonbahar kahvaltısında buluştu
Kobi patronlarına testler -3: Etkin bir pazarlama sisteminiz var mı?
2010’nun son üç ayında Kobi’ler “faaliyet kârı formülü” ile kârlarını nasıl artırabilir?
Özgür Kaşifler’de koçluk seansı diyalogları -5
Hakkımızda | Blog | SSS | E-Bülten Üyeliği | RSS | Sitene ekle | PR Ajans Rehberi | Gizlilik ve Kullanım Koşulları | İletişim | English
Copyright 2005-2011 Netpo Interaktif İletişim Teknolojileri Ltd.Şti.
Copyright 2005-2011 Netpo Interaktif İletişim Teknolojileri Ltd.Şti.

