Provokatör Basın Bülteni

Zihin açıcı hikayeler VI: Aya çıkan ilk fotoğraf makinesi

KURUMSALHABERLER , 04.09.2008 -- Apollo 11 ile uzaya çıkan ve aya ayak basan ilk astronotun dünyaya geçtiği fotoğrafları, Kodak fotoğraf makinesiyle çektiğini biliyor musunuz?

Kodak 40 yılı aşkın süredir, farklı gezegenlerin ve uzayın bilinmez köşelerinin keşfinde NASA ile birlikte çalışıyor. Marka ayrıca pek çok tarihsel olayın yakın tanığı konumunda. Bu muhteşem başarının arkasında yatan isim ise, Kodak’ın kurucusu George Eastman.

12 Temmuz 1854’da doğan George Eastman, maddi sıkıntılar yaşayınca, 14 yaşında okulu bırakmak zorunda kalır. Babasının ölümünden sonra aile masraflarını karşılama görevi ona düşer. Bir sigorta şirketinde çalışmaya başlar, getir götür işlerine bakar.

24’üne geldiğinde çıkacağı bir tatil öncesi, arkadaşı yolculuğu kaydetmesini önerince Eastman, ıslak plaka sistemiyle çalışan tam teçhizatlı bir fotoğraf seti satın alır.

Fotoğraf makinesi bir mikrodalga fırın büyüklüğündedir ve ağır bir tripod gerektirir. Eastman ayrıca, pozlamadan önce cam plakalara emülsiyon sürebilmek ve dolu plakaları banyo edebilmek için bir çadır taşımak zorunda kalır. Çadırda kimyasal maddeler, sırlı depolar, bir ağır plaka tutucu ve bir sürahi su bulunur. Kendi deyimiyle, tüm teçhizat "bir beygir yükü" kadardır.

Eastman o tatile çıkamaz ama tüm enerjisini bu karmaşık fotoğraf işlemlerini basitleştirmeye odaklar.

Üç gün boyunca gece gündüz okur. Durmadan araştırır. Sonunda işe yarayacağını düşündüğü bir formül bulur. Buluşunun adı “Kuru Plaka” sistemidir. 1880 yılında çok sayıda plaka hazırlayan bir makinenin patentini alır. Ürettiği kuru plakaları pazarlamaya başlar.

1888 yılında, "Siz düğmeye basın, gerisini bize bırakın" sloganıyla, dünyanın ilk basit fotoğraf makinesini üretir ve piyasaya sürer. Eastman Kodak Company, o günden beri, fotoğrafçılığı daha basit, daha yararlı ve daha keyifli yapmak için yeni birçok ürün ve işlemle pazarda lider olur. Eastman’ın hayalleri gerçek olmuştur. Yıllar sonunda fotoğraf makinesi kurşun kalem kadar pratik hale gelmiştir.

Bugün Kodak’ın etki alanı, insanların ve işletmelerin iletişim kurma şekillerini kolaylaştırmak adına, görüntüyü ve bilgiyi birleştirmek için yüksek teknolojiyi kullanarak yeni keşifler yapmayı ifade ediyor.

Şimdi Eastman’ın Kodak markasını sıfırdan bir dünya markası haline getirme sürecine birlikte göz atalım:

Aslında her şeyden önce George Eastman’ı bir mucit olarak tanımlamak gerekir. Buradan hareket ederek, çağa damgasını vurmuş her ürünün ya da markanın arkasında iş yapma şekillerini değiştiren bir buluşun yattığını söylemek mümkündür.

Fotoğrafçılığı değiştiren bir buluşun sahibi olan Kodak’ta, yeni fikirlerin ve inovasyonun marka özüne kodlu oluşu şaşırtıcı değildir.

Eastman markayı yaratırken kelime olarak hiç bir anlamı olmayan ancak tipografik olarak güçlü duran ve fonetik avantajları olan Kodak ismini seçmiş, dikkat çekici bulduğu sarı rengini markanın tamamına taşımıştır.

Eastman daha o yıllarda reklamın satış artırıcı gücüne inanmış, pazarlama iletişiminin tüm alt fonksiyonlarından başarıyla yararlanmıştır. Eastman, ilk Kodak ürünlerini, dönemin önde gelen gazetelerinde ilanlar yayınlayarak satmış, hatta ilanları bizzat kendisi yazmıştır.

Kodak’ın doğuş sloganı zamanla ikona dönüşmüş, makinede düğmeye basmak Kodak ismi ile eş değer hale gelmiştir. Kodak o dönemde, görsel bir bütünlük yaratmak için “Kodak Kızı” isimli bir karakter yaratmış, uzun süre şık kıyafetlerle reklamlarda görünen aynı modeli kullanmıştır. Aynı zamanda bir tanıtım dehası olan Eastman 1897 yılında Londra’nın Trafalgar Meydanı’na Kodak yazılı, dünyanın ilk ışıklı reklam tabelasını asmıştır.

Eastman’ın markalama zekası çok yönlüdür. Örneğin Kodak’ın kuruluş aşamasında, bayilerin elindeki kuru plakaların pek çoğu bozulmuştur. Eastman, bozuk ürünleri hızla toplatıp yenileri ile değiştirmiş, o dönemde tüm parasını kaybetse de markasının itibarını korumayı başarmıştır.

Bir markanın esas gücünün çalışanlarından geldiğine inanan Eastman sağladığı sosyal güvencelerin yanı sıra çalışanları için şirket karlılığına endeksli bir prim sistemi oluşturmuştur.

Zamanla işler iyi gitmeye başlayınca Kodak sosyal projelere yönelmiş ve markanın kurumsal itibarını pekiştiren işlere imza atmıştır. Bunlardan bazıları Kodak Müzik Okulu, Kodak Senfoni Orkestrası ve Kodak Tiyatrosu’dur. Kodak böylece adı sanat ile anılan bir markaya dönüşmüştür.

Eastman'ın yaratıcı düşüncesi sayesinde, artık insanlar sadece bir butona basarak portatif fotoğraf makineleriyle fotoğraf çekiyor. Çektiğiniz her fotoğrafta, anılarınızı kadrajın içinde ölümsüzleştirirken, bunda George Eastman’ın büyük payı olduğunu düşünerek: Gülümseyin!
###






kodak marka olmak marka yaratmak provokatör yazı dizisi zihin açıcı hikayeler


Diğer basın bültenleri

Provokatif 2010
Dilin kemiği yok; kuralı var
Kriz sonrası halleri V: Sağlık Sektörü
Kriz sonrası halleri IV: Finans Sektörü
Kriz sonrası halleri III: Gıda sektörü

Gönderen Ajans

PROVOKATÖR